20 Aralık 2010 Pazartesi
DEĞİŞEN MEVSİMLER...
29 Kasım 2010 Pazartesi
MODERN ARICILIK
15 Kasım 2010 Pazartesi
KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN...
11 Kasım 2010 Perşembe
GÖZE VE GÖNLE HİTAP EDEN ÇİÇEKLER
3 Kasım 2010 Çarşamba
FIRSATI GANİMET BİLMEK GEREK
2 Kasım 2010 Salı
İŞYERİNDE ARICILIK
Bu arımdan bahsetmek istiyorum. Bu arım on çıtadan altı çıtaya düşmüş ve anayı kestiğinde de üç çıta arısı kalmıştı. Bende bu üç çıta arıyı Hasan kardeşime verdim. Zayıf bir kolonisiyle birleştirsin diye. O da saolsun iki çıtalık bir oğul yakalamıştı, o oğul arıyla birleştirip bana hediye etti. Beş çıtalık arıyı bir çıtasını alarak 4 çıtaya düşürdük ve şuan dört çıta arı var.
1 Kasım 2010 Pazartesi
GÜNEŞİ GÖRÜNCE
27 Ekim 2010 Çarşamba
ARICILIKTA SON NOKTA
Asronot gibi giyinerek, görüş mesafesini kapatarak, ellerde kalın eldivenlerle çalışarak, özel harekat timi gibi sağdan, soldan, bulduğu deliklerden içeri girerek saldıran arılarla; arıcılığa yeni başlamış bir kişi nasıl olurda doğru bir koloni yönetimini öğrenebilir. İyi koloni yöntemi öğrenmek için illaki yıllaırın mı geçmesi gerek, onlarca arı mı söndürmek gerek.
26 Ekim 2010 Salı
ARI KOVANIM VE ÇEVRESİNDEKİ ÇİÇEK RESİMLERİ
25 Ekim 2010 Pazartesi
KEKLİK AVI
21 Ekim 2010 Perşembe
GÜNEŞ YÜZÜNÜ GÖSTERDİ
19 Ekim 2010 Salı
BU SENEKİ İLK HASADIM
18 Ekim 2010 Pazartesi
KARNİYOL VE TÜRK ARICILIĞI
14 Ekim 2010 Perşembe
ARILIK TAKİP PROGRAMI KULLANIMI
13 Ekim 2010 Çarşamba
KIŞ KAPIYI ÇALMADI. DİREKT İÇERİ DALDI...
11 Ekim 2010 Pazartesi
TEKNOLOJİ VE ARILAR
Acizane kendim için yapmış olduğum Excel programı kullanılarak oluşturulan bir 'Arılık Takip Programı' nı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi Excel formundaki arkadaşların çalışmaları devam ediyor. İnşallah o pragram; görsellik ve kullanım açısından bundan daha iyi olacaktır diye düşünüyorum. O biterbitmez onuda yayınlayacağım.
Bu dosya şifreli ve şifresi: mdogan
Güle güle kullanın.
8 Ekim 2010 Cuma
ARILIK TAKİP PROGRAMI
7 Ekim 2010 Perşembe
SON BİN YILIN EN SERT KIŞI
2 Ekim 2010 Cumartesi
İNVERT ŞURUP YAPIMI
2.25 lt lik suya 1.75 kg şeker ve bir çay kaşığı krem tartar kullanarak yaptım
İlk önce suyu kaynattım kaynayan suya şekeri ilave ettim ve karıştırmaya başladım
Karışım kaynamaya başlayınca bir çay kaşığı krem tartarı ilave ettim ve krem tartarı attıktan
Sonra yaklaşık 20 dakika kısık ateşte kaynattım devamlı karıştırdım yanma, dibi tutma ihtimaline karşı ve sonra soğumaya bırakıp şişelere doldurdum. Yaklaşık 3 kg invert şurup elde ettim yaptığım masraf yaklaşık 5 lira bir invert şurubun kilosu bana (kilosu diyorum çünkü tarttım ) 1,67 liraya geldi litre olarak ta üç aşa beş yukarı aynı eder diyelim ki 2.5 lt gelmiş olsa litresi 2 liraya gelmiş olacak her neyse buradan şuraya varacağım. Kendi işini kendin gör kimseye muhtaç olma.
Başıma gelen bir hadiseden sonra ‘yahu dedim elinde malzemen var git kendin hazırla kendi yemini…’
Olayda şu;
Bir arıcı abimiz ‘bende kek var vereyim’ demişti. Bende getir abi ‘ne kadarsa vereyim parasını’ dedim. O da sağ olsun ben para söylemem dedi. Ben de ‘internette araştırdım en kral kekin kilosu 5 tl’ dedim. Abiye 5 lira verdim. Azımsadı herhalde ‘ya benim kekin içerisinde şu ilaç var şu kadar bal var...’ iyide bi fiyat söyle o da yok. Artık aklından 10 lira 20 lira falan mı geçiriyor kim bilir...
Verdim 5 lirayı üç beş gün sonra kek geldi.
Kek küçücük bir paketti. Böyle şey yapmayı pek sevmem insanlara güvenmek gerektiğine inanırım ama eve giderken bakkalda tarttım tam 680 gram geldi. Yani kekin kilosu bana 7,5 liraya falan geldi el insaf gerçekten el insaf, yapılan alışverişlerde kul hakkına riayet etmek gerekir. eğer kilosu 5 lira 1 kuruş dese almazdım. Parasında değilim oturur 10 liralık 20 liralık yemek ısmarlarım ama alış veriş yapıyorsak eğer, işin kaidelerine uymak zorundasındır. karşındakini kandırmayacaksın. Kandırılma hissi kadar kötü bir his yoktur. Sustuğum için beni kandırdıklarını sananlar aslında kendilerini kandırmaktalar. Benim bir insana verebileceğim en büyük ceza o insanın benim gözümden düşmesidir. Kimseye düşmanlık ya da kötülük yapmam, beni aldatan, kandıran beni kaybetmekle en büyük kötülüğü kendisine yapmış olur.
Ve bugüne kadar beni kandıranların hepsini Allah a havale ediyorum.
“ALDATAN ALDANIR…”
29 Eylül 2010 Çarşamba
GÖRSELLİĞİN ÖNEMİ

27 Eylül 2010 Pazartesi
LAKTİK ASİT UYGULAMASI NASIL YAPILIR?

VAROA, KIŞLATMAK, SÖZÜN ÖZÜ GÜÇLÜ KOLONİ...
Köyde bulunan bir kovan arım; ben köye gittiğimde eğlencem oluyor, onları seyretmek onlarla ilgilenmek bana ayrı bir zevk veriyor.
Arılarımda dün dikkatimi çeken olay; acayip derecede polen getiriyor olmalarıydı. Sanki ilkbaharmış gibi, her gelen arının ayağında polen vardı. Sanırım son çiçeklerini açan sığırkuyruklarından alıyorlar bu polenleri.
İki gün öce laktik asit uygulaması yapmıştım arılarıma. Dün ve önceki günkü kontrollerimde toplam bir tane varoa gördüm şaşırdım. Uygulamanın etkili olamadığını ya da arıların varoasız olduklarının bir göstergesi bu inceleme. İkinci ihtimal çok uzak, tabii ki. Bakalım bugün ya da yarın tekrar bir laktik asit uygulaması yapacağım. Bu arımı burada kışlatmayı düşündüğüm için iyi bakmalıyım.
İlk defa bir arıyı kışlatacağım. Kışlatma olayı bambaşka bir olay. Birçok faktör var arının iyi kışlama yapabilmesi için. En önemli ve ilk madde yeteri kadar yiyecek stok etmeleri. Birçok arıcı kovanları sarar sarmalar üşümesin diye, fakat arı sanılanın aksine soğuktan değil açlıktan ölür. Arıcılığa başladığım ilk günden bugüne en önemli tespitim şu: koloni güçlü olacak. Her türlü hastalığın ve olumsuzluğun ilk veya diğer sebepleri arasında koloninin zayıflığı yatıyor. O yüzden Türk arıcıları güçlü kolonilerle çalışmasını öğrenmelidirler diye düşünüyorum. On çıta oldu mu bir arı, nasıl kat atarım değil de nasıl bölerim diye düşünüyor arıcımız. Ama nicelik değil nitelik önemlidir. Kemiyet değil keyfiyet önemlidir.
Her zaman şunu söylerim; kendisini yenilemeyen yeniliklere ayak uyduramayan kaybolmaya mahkûmdur. Her iş için her olay için bu böyledir. Hayatımız doğru bildiğimiz yanlışlarla dolu. Bir söz vardır ‘haticeye değil neticeye bak’ diye. Bu sözde olduğu gibi netice alınmış ispatlanmış yöntemlere bakmak onları uygulamak lazım. Tarih yerinde sayanları değil karada gemi yüzdürenleri yazar…
24 Eylül 2010 Cuma
ZAMANI YAKALAMAK MI? ZAMANDAN KAÇMAK MI?

İnsanlar daima ölümsüzlüğü arzulamıştır. Ölmemek ilelebet yaşamak…
Bence; insan arkasında hayırlı eseler bırakır ve ne kadar çok güzel dua alırsa o kadar ölümsüzleşir.
‘Halka hizmet Hakka hizmettir’ düşüncesiyle hiç kimseden bir şey beklemeden yalnızca Haktan bekleyerek bir şeyler üretmek, vermek… ne güzel şey.
İşte bunu başarabilmiş insanlar ölümsüzlük yolunda çok ama çok yol kat etmiştir.
Âcizane bende inançlarımın ve evrensel etik değerlerin hedeflediği, ‘ahsen-i takvim’ mertebesine ulaşmış insanlar yolunda bir yerlere ulaşır İlahi rızaya kavuşurum, İnşallah.
Uzun zaman oldu yazmayalı. Bu geçen süre içerisinde çok ama çok bilgi birikimim ve deneyimlerim oldu. Daha önce ki birkaç yazıma bakınca, ne kadar donanımsız ne kadar acemice bir şeyler yazmaya çalışmış olduğumu fark ettim. Bu yazılarda beni tek memnun eden yönüm samimiyetim.
Şimdi yazacağım yazı ve bundan sonraki yazmayı düşündüğüm yazılarım biraz daha donanımlı yazılar olacak. ‘Görüp geçirmiş’ olmak, okuyup anlatmaktan daha etkili oluyor.
“ tüm kötü ev sahiplerine teşekkür ediyorum kiracılarını ev sahibi yaptıkları için”