Ads 468x60px

ARICILIKTA SON NOKTA

     Arıcılık hakkında herkes bir şeyler söylüyor. Söylenen sözlerin sonu yok. Herkes kendince haklı. Bazıları kendi sözlerinde çelişkiye düşüyor. Kimisi başarılarınından bahsediyor, kimisi herşeyi olduğu gibi anlatıyor, bir diğeri ticari kaygılar güdüyor, bir diğeri başkasını kıskanıp çamur at izi kalsın diyor. Bu konuşmaların sonu yok. Bunca söylenen sözlerde bazı ortak noktalar var. Bu ortak noktalar şunlar.

1- Güçlü koloni
2- Başarılı bir koloni yönetimi

    Herkes bunda hemfikir. Artık bu ortak noktaya nasıl varılır bu ortak noktalar nasıl oluşturulur burası çeşitlilik gösteriyor. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.

    Güçlü koloniye ulaşmanın yolu, çok yumurtlayan, oğula meyletmeyen, kaliteli ana arıyla kaliteli ırkla olur.

    Araba yeni bir icat değil, her geçen gün yeni modelleri daha lüksleri çıkıyor. İllaki ben kendim daha güzelini üreteceğim, benim arazime daha uygun bir yapısı olacak diye kimse evinin bodrumunda bir atölye açmıyor dimi? Çiftçi 'mehmet amca' ben daha verimli bir inek üreteceğim diye yerli ineğini üzerinde bir sürü denemelere girmiyor dimi. Gidiyor arı bir ırka mensup sütcül ya da etcil bir inek alıyor keyfine bakıyor. Avrupa bu noktaları çoktan aşmış. Adamlar boyunca katla çalışıyor, çatır çatır balını alıyor.

     Başarılı koloni yönetimi ise tek cümle ile söylüyorum. RAHAT ÇALIŞILAN ARIYLA olur. 

    Asronot gibi giyinerek, görüş mesafesini kapatarak, ellerde kalın eldivenlerle çalışarak, özel harekat timi gibi sağdan, soldan, bulduğu deliklerden içeri girerek saldıran arılarla; arıcılığa yeni başlamış bir kişi nasıl olurda doğru bir koloni yönetimini öğrenebilir. İyi koloni yöntemi öğrenmek için illaki yıllaırın mı geçmesi gerek, onlarca arı mı söndürmek gerek.

    Türk arıcılığı nasıl daha iyi yerlere varacak onun yolunu bulmamız lazım, ortak payda da buluşup, at gözlüğü takmamak gerek.


     Ben bundan çok uzun yıllar önce arıcılığa başlamak istemiş bir arıcı abinin yanına gitmiştim. Adam bana  o zamanın parsıyla bir milyar getireceksin körükçülükle başlayacaksın demişti. Bana bir milyara üç arı satacak hem ayak işlerini göstertecek buna karşılık arıcılığı öğretecek. Artık nekadar öğretecekse... Herşeyin bir bedeli olacak tabi çıraklıktan kaçığım için değil. Burada altını çizmek istediğim konu neden işi yokuşa sürüyoruz. İşin kolayı varken işi sevdirmek varken neden işten yıldırmak korkutmak nefret ettirmek.

    Bende dahil hiç birimiz maskesiz küçük çocuğumuz arının yanına sokturmayız.Ama avrupada adamlar arıları sevdirmek için neler yapıyorlar. İşte arıyı sevdirecek arılar ve arıcılık.

    Burada arıcılığa üç kovan arıyla başladığımda bir arıcıyla tanıştım. Arıcılıktan öyle bir bahsetti ki vazgeçecektim. Konuşmasının devamında köylerindeki başka bir arıcının arılarının sönüp batmasından dolayı nasıl memnun olduğunu nasıl sevindiğini güle güle anlatınca nasıl biri olduğunu anladım.

    Bu ülkeye artı değer katacak her hareket, her davranış, her çalışma, her başarı beni memnun eder. Biz başkasını kendi nefsine tercih eden bir ecdadın torunlarıyız. Bir birimizi hasetleyerek, bir birmizin şevkini kırarak, bir yerlere varamayız. Diğer ülkeler dağları aşar bizler düz yolda şaşarız. Oyüzden vakit kaybetme lüksümüz yok. Birlik olup bu işin bir yerlerinden de biz tutmalı üzerimize düşeni yerine getirmeliyiz.

ARI KOVANIM VE ÇEVRESİNDEKİ ÇİÇEK RESİMLERİ

Arılarımın bulunduğu bahçe ve etrafında bulunan bazı çiçeklerden kareler sunmak istedim. Sarı renkli bu güzel çiçeğe zambak diyorlar ama, ben bu çiçeğin başka bir adı olduğu kanatindeyim. Gece kapanıp gündüz açılıyor. Arıların konduğunu hiç görmedim.
Bu güzel çiçekte ebegömeci çiçeği.
 
Patates çiçeği ve harika görüntüsü
 
Köyde bulunan arımı koymuş olduğum bahçenin panaromik görüntüsü

KEKLİK AVI

     Dün; bilader, bizim arıcı arkadaş Hasan ve ben keklik avına gittik.

     Acaip yorucu bir gündü. Bir alay keklik kaldırdık. Allahtan vuramadık. Birtanede tavşan kaldırdık. Onuda vuramadık.

    Dün, güzel bir gündü iyi eylendik. Ava gitmeden önce bahçedeki arıya baktık. Ardından sıkı bir kahvaltı ve saat 10 dan sonra avlanacağımız yere doğru yola koyulduk.

GÜNEŞ YÜZÜNÜ GÖSTERDİ

     Güneş yüzünü göstedi bugün. Nasip olursa iş çıkışı arılarıma bi bakayım.

     Pazar günü besleme yapmıştım ve ondan bahsetmedim. Köyde bulunan ve iş yerindeki arılarıma beleme yaptım ve ardından laktik asit uyguladım. Çok dikkatli bakmama rağmen varoa görmedim. Kanatsız arıda yoktu. Tabi bu varoa yok anlamına gelmez. Mutlaka vardır ama İnşallah çok azdır ve kolonilerime zarar vermez.

     Yapmayı planladığım o kadar çok şey var ki. Tabi bunlar için vakit ve nakit gerekiyor. Bakalım Mevla kerimdir.

     Bir çok yerde bahsetmişimdir. Mehmet Yüksel abi gibi bi arıcılık yapmayı hayal ediyorum. Aslında işin ticari boyutunuda düşünmüyor değilim, ama onun içinde sermaye gerekiyor. Arıcılığı niçin yapıyorum? Niçin yapmalıyım? Bu soruların cevabını henüz netleştiremedim. Ama net olan bir şey varsa  o da; bu işi çok sevdiğimdir. Arılarla uğraşması ayrı bi zevk. İlginç bir duygu bu; yaşamayan bilemez.

     Nasip olursa bu arılarım sağ salim yaza çıkarabilirsem. Yazın yapacaklarım için önemli bir mesafe almış olacağım. İnşallah yaza sağl salim çıkarabilirim.

  

    

BU SENEKİ İLK HASADIM

     Arılarımdan üç tanesini arkadaşımın arılarıyla birlikte muğlaya göndermiştim. Saolsunlar üç kovandan sağdıkları balı getirmişler.
   
     Geçen seneye nazaran yarı yarıya düşme var. Tabi kolonilerimde çok güçlü gitmediler. Geçen sene olduğu gibi bu senede sanırım kendi ballarından takviye yaptılar.

     Bu arada, arıcılığa başlamamda ve devam ettirmemde bana çok ama çok büyük faydaları katkıları olduğu için; değerli kardeşim Hasan Genç'e ve babası değerli abim Mevlüt Genç'e çok çok teşekkür ediyorum. Allah onlardan razı olsun. Geçen sene başlamış olduğum arıcılık serüvenimde maddi ve manevi olarak çok ama çok iyiliklerini gördüm.

    Bakalım 15 ya da 20 gün sonra bir sağımdaha olur mu? olmaz mı? Orasını Allah bilir... Eğer Rabbim izin verirse bir sağımdaha yapabilirler.

   Bu iki buçuk sene zarfında arıcılık konusunda epey yol katettiğimi düşünüyorum. Uygulamada belki bir çok şeyi henüz yapmadım ama, teoride bilgi birikimim baya iyi. Bu bilgi biriminde takip ettiğim blogların ve tabi Hasan kardeşimin çok ama çok katkısı var. Nasip olursa bu bilgi birikimlerim doğrultusunda önümüzdeki sene beş kovan arımı gerekirse beş kovanda bırakıp onları güçlendirme yoluna gideceğim. Daha öncede bahsetmiştim işin özü; 'güçlü koloni'. Güçlü koloni ile çalışmak ve memlektimizdeki nektar akımından faydalanmak istiyorum. Burdaki kiraz çiçeklerinden, ıhlamur çiçeğinden ve daha bir sürü nektar kaynağından gelecek balı almayı düşünüyorum. Tabi bu da; güçlü koloni ile mümkün olacak. Muğlaya göndereceğim zamanda full göndermeyi, mümkün olursa katlı göndermeyi düşünüyorum. Tabi bu arada tüm arılarımı kaniyol yapmayı, kendim için ve eş dost için ana üretmeyi düşünüyorum.

    Ana arı üretmek için gerekli malzemeyi kendi imkanlarımla yapmaya çalışmıştım. Hatta Hasan kardeşimle bu iş için baya uğraşmıştık. Bakalım önümüzdeki sene becerebilecekmiyiz.

    Her zaman dediğim gibi bir şeyler yapmak lazım. Dün gelen, çam balım beni çok memnun etti Allah bereket versin. Rabbim tüm arıcı kardeşlerimizin emeğini zai etmesin. Bol bereket ve hayırlar versin.

KARNİYOL VE TÜRK ARICILIĞI

     Köyün bahçesinde kışlatmayı düşündüğüm Karniyol F1 anaya sahip kovanım.
    
     Biladerin fotoğraf makinesiyle bi görüntü alıp payşalmak istedim.

     Karniyol arısı ve özellikleri... Yerli arı ve özellikleri... Sonu gelmeyecek tartışmalar... Bizim burada arıcı arkadaşların çoğunun ırk konusunda bilgisi yok. Bir çok arkadaş nerden bulursa oradan arı sipariş ediyor, kimisi kendisi klasik yöntemlerle ana üretmeye çalışıyor.

    Tüm bunca tartışmaya noktayı koyacak olan yer Üniversitelerimiz, bilimadamlarımızdır. Artık Türkiyemizde de 'arı ıslahı' konularında kapsamlı bir çalışma yapılmalıdır. İnanıyorum ki bizim bilimadamlarımız daha başarılı olacaklardır. Yeterki istesinler.

     Ben çiçeği burnunda bir arıcıyım. Çok araştırdım, çok inceledim ve söylenenleri, yazılanları, kendi akıl süzgecimden geçirerek şu noktaya vardım: benim çalışmam gereken arı 'Karniyoldur.' İsteyen istediği arı ile çalışabilir, kimse kimseye niye onula çalışıyorsun demez, dememelidir. Saygı, anlayış ve herşeyden önemlisi empati kurabilmek çok önemli. Bu çerçevede birlik ve beraberlik içerisinde Türkiye arıcılığını nasıl daha ileri götürebiliriz onun çabası içerisinde olmalı taş üstüne taş koyanın önüne engeller koymak yerine ona destek olmalıyız. Farklılıklarımız bizim birleştirici unsurumuz ve zenginliğimiz olmalı.

     Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Aklın yolu birdir. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Lafla peynir gemisi yürümez. Gibi veciz sözler üzerinde biraz düşünmeli, artık birşeyler yapmalıyız. Neden Türkiye bal üretiminde arı üretiminde Dünyanın bir numrası olmasın. Gerekli tüm argümanlar elimizde mevcut.

    Burada değinmeden geçemiyeceğim. Hem memuriyetle uğraşıp hemde arıcılık konusunda inanılmaz bir özveriyle Türk arıcılığını yeni bir vizyon, yeni bir bakış açısı getirmeye çalışan Ali Türk abimizi, takdirle karşılamalı örnek almalıyız. Almanyada arıcılık yapıp oradaki enson teknikleri ayrıntısıyla bizimle paylaşan ve gerçekten önemli bir hizmete imza atan Mehmet Yüksel abimizi unutmamalıyız. Bu bireysel çabalar hepimize örnek olmalı yapacaklarımızın sadece düşüncelerimizle sınırlı olduğunu unutmamalıyız.

     Tüm arıcılar olarak istisnasız hepimiz kardeşiz, hepimiz biriz, hepimiz aynı gemideyiz. Bu geminin kat edeceği yol hepimizin kürekleri asılmasıyla mümkün olacaktır; O kürekleri birbirimize göstererek değil...

ARILIK TAKİP PROGRAMI KULLANIMI

Bu benim kendi yapmış olduğum programın kullanımı. Ama Excel formundaki arkadaşımızın Hamitcan isimli arkadaşımızın hazırlamış olduğu program daha profesyonel. Ancak irtibat halindeyiz onun üzerinde çalışmalar devam ediyor. Bir kaç nokta var düzeltilip eklenilecek. İnşallah onlarıda halledersek, onuda paylaşacağım. Onunlada alakalı videoyu yayınlayacağım



KIŞ KAPIYI ÇALMADI. DİREKT İÇERİ DALDI...

    Sonbaharı yaşamadan kışı yaşıyoruz. Yüksek yerlere kar bile yağdı.

    Her zaman söylediğim ama kendimin bile ihmal ettiği bir nokta var, o da; 'arılar soğuktan değil açlıtan ölür' noktası. Sanki arılar üşüyormuş gibi geliyor ve bu gerçeği gözardı ediyorum. Belkide az arım olduğu içindir.
   
    İşyerimin bahçesine koyduğum bir kovan arımı, etrafta bulunan yaramaz veltler rahtasız etmişler ve tepe taklak yere düşürmüşler. Kovanın etrafına bir ip bağlamışlar ipi uzatıp beş on metre öteden asılmışlar. Tabi kasa üzerinde duran kovanım tepe üstü yere çakılmış. Allahtan çok fazla bi hasar yok.
  
    Zaten kışlatma için tam manasıyla hazırlık yapamamış olmanın verdiği sıkıntıya bir de kovanımın rahtasız edilmiş olması ve hala bu ihtimalin var olması eklendi. Tabi uygun bir yer bulur bulmaz kovanı buradan transfer edeceğim.

    Evet, bu sene kış kapı çalmak yerine direkt paldır küldür kapıyı kırıp daldı içeri...
   
    Burada hiç görmediğim kadar kuş ve özelliklede sığırcık kuşu gördüm. Meğer, bir yede sığırcık kuşu çok olursa o yerde, o sene kışın sert geçeceğinin göstegesiymiş. Birden kışın böyle selamsız sabahsız bastırması bu teorinin doğru olabileceği kanatini oluşturdu bende. Tabi hüküm Allahtan. Mevlam tüm arıcılar ve tüm fakir fukara için hakkımızda hayırlısını versin.

TEKNOLOJİ VE ARILAR

Arıcılık söktöründe teknolojiyi, biliimi ve en önemliside bilgisyarları iyi kullanmamız gerektiğine inanıyorum. Bilgisayar gibi bir aletten arıcılık için nasıl faydalanılabilinir, neler yapılabilir iyice bir düşünmek, kafa yormak gerekir.
Acizane kendim için yapmış olduğum Excel programı kullanılarak oluşturulan bir 'Arılık Takip Programı' nı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi Excel formundaki arkadaşların çalışmaları devam ediyor. İnşallah o pragram; görsellik ve kullanım açısından bundan daha iyi olacaktır diye düşünüyorum. O biterbitmez onuda yayınlayacağım.

Bu dosya şifreli ve şifresi: mdogan

Güle güle kullanın.

DOSYAYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

ARILIK TAKİP PROGRAMI


Uzun zamandır, arıcılık ile ilgili bir bilgisayar programı düşünüyor ve hayalini kuruyordum. Üyesi olduğum; http://www.excel.web.tr/ 'ye yazdım. Orada bulunan arkadaşlar saolsunlar baya bilgili ve ilgili arkadaşlar. Şuanda çalışmalar devam ediyor bakalım program bittiğinde buradan ve formdan paylaşmayı düşünüyorum.

Arıcıların arılıklarını daha iyi konrol edebilmelerine, yaptıkları uygulamaların sonuçlarını daha doğru analiz edebilmelerine yönelik bir program olacak. Biraz erken bahsettim sanırım konudan ama, şuan yapım aşamasında ve bir çok görüşe, öneriye muhtaç. Bu çalışma hemen olacak bir şey değil. İlk önce ana şablon oluşmalı ve ondan sonra arıcı arkadaşların kullanımına sunulup; eksik yönleri, ilave edilmesi gereken yönler belirtilip iyi bir istişare sonucu, arıcılarımızın faydalanabileceği bir program haline dönüştürülmeli.

Bu aşamada tüm arıcı arkadaşların görüş ve önerilerini bekliyoruz.

İnşallah en kısa zamanda paylaşırım

SON BİN YILIN EN SERT KIŞI


Burada iki tane kovanım var. Birisi köyde evin bahçesinde bir diğeri de, işyerinin bahçesinde.

Nasip olrusa bu iki kovanımı burada kışlatacağım. Bakımlarını yaptım ama; tam istediğim gibi olmadı henüzde içlerini daraltmadım en kısa zamanda daraltmalıyım.

Havalar baya soğudu. Kış ufaktan ufaktan kendisini belli ediyor. Uzmanlar son bin yılın en sert kışı olacağını söylüyorlar. Tamda bizim arı kışlatmayı düşündüğümüz zaman. Allahtan hayırlısı...

Buradaki arılarımın durumu şimdilik iyi. Muğlaya giden arılarımdan bi haber yok. Arkadaşım gittiğinde bi bakacak bakalım.

Muğladan gelen en son haberler o rada durumların iyi olmadığı yönünde. Her işte olduğu gibi bu işte nasip işi. Mevle görelim neyler neylerse güzel eyler. Allah cümlemizin emeğini zai etmesin.

İNVERT ŞURUP YAPIMI

Dün akşam buradaki arılarım için invert şurup hazırladım.
2.25 lt lik suya 1.75 kg şeker ve bir çay kaşığı krem tartar kullanarak yaptım
İlk önce suyu kaynattım kaynayan suya şekeri ilave ettim ve karıştırmaya başladım
Karışım kaynamaya başlayınca bir çay kaşığı krem tartarı ilave ettim ve krem tartarı attıktan
Sonra yaklaşık 20 dakika kısık ateşte kaynattım devamlı karıştırdım yanma, dibi tutma ihtimaline karşı ve sonra soğumaya bırakıp şişelere doldurdum. Yaklaşık 3 kg invert şurup elde ettim yaptığım masraf yaklaşık 5 lira bir invert şurubun kilosu bana (kilosu diyorum çünkü tarttım ) 1,67 liraya geldi litre olarak ta üç aşa beş yukarı aynı eder diyelim ki 2.5 lt gelmiş olsa litresi 2 liraya gelmiş olacak her neyse buradan şuraya varacağım. Kendi işini kendin gör kimseye muhtaç olma.
Başıma gelen bir hadiseden sonra ‘yahu dedim elinde malzemen var git kendin hazırla kendi yemini…’
Olayda şu;
Bir arıcı abimiz ‘bende kek var vereyim’ demişti. Bende getir abi ‘ne kadarsa vereyim parasını’ dedim. O da sağ olsun ben para söylemem dedi. Ben de ‘internette araştırdım en kral kekin kilosu 5 tl’ dedim. Abiye 5 lira verdim. Azımsadı herhalde ‘ya benim kekin içerisinde şu ilaç var şu kadar bal var...’ iyide bi fiyat söyle o da yok. Artık aklından 10 lira 20 lira falan mı geçiriyor kim bilir...
Verdim 5 lirayı üç beş gün sonra kek geldi.
Kek küçücük bir paketti. Böyle şey yapmayı pek sevmem insanlara güvenmek gerektiğine inanırım ama eve giderken bakkalda tarttım tam 680 gram geldi. Yani kekin kilosu bana 7,5 liraya falan geldi el insaf gerçekten el insaf, yapılan alışverişlerde kul hakkına riayet etmek gerekir. eğer kilosu 5 lira 1 kuruş dese almazdım. Parasında değilim oturur 10 liralık 20 liralık yemek ısmarlarım ama alış veriş yapıyorsak eğer, işin kaidelerine uymak zorundasındır. karşındakini kandırmayacaksın. Kandırılma hissi kadar kötü bir his yoktur. Sustuğum için beni kandırdıklarını sananlar aslında kendilerini kandırmaktalar. Benim bir insana verebileceğim en büyük ceza o insanın benim gözümden düşmesidir. Kimseye düşmanlık ya da kötülük yapmam, beni aldatan, kandıran beni kaybetmekle en büyük kötülüğü kendisine yapmış olur.
Ve bugüne kadar beni kandıranların hepsini Allah a havale ediyorum.

“ALDATAN ALDANIR…”
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...