Ads 468x60px

3 Kasım 2010 Çarşamba

FIRSATI GANİMET BİLMEK GEREK

     Güneşli günler devam ediyor. Geceleri çok soğuk oluyor.Güneşin yüzünü göstermesiyle, ortalık ısınmaya başlıyor. Bu güneşli günleri iyi değerlendirmek gerek.

     Arıcılığa yeni başlanıldığı dönemlerde insanın devamlı arılarla uğraşası geliyor. Bir arıcı için arıların içine bakmak çıtaları gözden geçirmek çok zevkli bir uğraş. Tabi bu kontrollerin dozunu iyi ayarlamak gerek. İlk zamanlarımda bu hataya düştüm. Vara yoğa arıyı açıp içine bakıyordum. Arıların içerisine bakmanın bir amacı olmalı. Arıcılar arı kovanlarının kontolünü yapmalarındaki en önemli amaç koloninin mevcut durumu hakkında bilgi sahibi olmaktır. En başta gelen bilgi ise bir koloninin olmazsa olmazı olan ana arının olup olmadığıdır. Bir arıcı kovanda çerçeve kontrolü yaparken ana arıyı görmeye çalışır. Eğer, ana arıyı görememiş ise günlük yumurta olup olmadığına bakar. Günlük yumurta var ise ana arı var demektir. Bundan sonraki kontroller buna göre yapılır. Yani ana arının olması kolonin var olması demektir. Günlük yumurta yok, ana arıda yoksa o zaman derhal müdehale yapılmalı bu arıların sönmesinin önüne geçilmelidir. Ana arının olduğu bir kolonide arıcı ana arının yumurta atışını, görünümü analiz eder. Kovandaki kapalı, açık yavruların durumuna bakar. Çıtaları incelerken açık ve sırlı ballara bakarak kovanın besin ihtiyacı konsunda fikir yürütür. Depolanmış polen ise yavru faaliyeti için gerekli gıdanın olduğunun göstergesidir. Peteklerin sağlıklı görünüşü, arıların sakin tavırları ve buna benzer daha bir çok incelik arıcıların kovanı incelerken dikkat ettikleri noktalardır. Yeni başladığım dönmelerde kovanı sık sık açar bakardım. İşin açıkcası neye niçin baktığımı pek bilmezdim. Ama zamanla okuduklarımı uygulayarak bir çok şeyin farkına vardım. Çok aceleci olmamak gerek. Yeni başlayan arkadaşlar zamanla her şeyin yerli yerine oturduğunu ve yavaş yavaş işi kavradılarını görecekler.

    Bu güzel güneşli günleri fırsat bilip burada kışlatacağım arılara bakıyorum. Buradaki arılarımın durumlarının iyi olduğunu görmek beni mutlu ediyor. Arılarda bu güneşli günleri ganimet bilip iyi polen getiriyorlar. Nasip olursa  kış salkımına girmeden öncede kek vermeyi düşünüyorum.

    Şimdilik arılarımdan haberler bu kadar.


2 Kasım 2010 Salı

İŞYERİNDE ARICILIK

     Arı sevdalıları böyle yaparlar, bir arı balkonuna, bir arı köy ya da yazlığına, bir arı işyerine, imkan olsa yanlarına dahi alırlar arıları.

     Nasip olursa ilk fırsatta işyerinde bulunan arımın içini incelemek istiyorum. Dıştan bakıldığında arıların polenli olarak gelişleri güzel. Tabi artık havalar soğudu. İyi bir kışlatma olabilmesi için besin stoklarının tam olması şart.

     Bu arım saldırıya uğramıştı. Çevredeki yaramaz çocuklar bal almak için kovanı devirmişlerdi. Kovanın ön ve arkasına çivi çakmıştım. Öndeki çiviyi sökmüşler hafiften kapağı kaldırmışlar, arkadaki çiviyi görmemiş olacaklar ki öylece bırakıp gitmişler. Bu son olayla ikinci taciz vakası gerçekleşmiş oldu. Biran önce uygun bir yer bulup taşısam iyi olacak. İşyerinin çevresi duvarlarla ve tel örgü ile çevrili fakat işte çocuklara kar etmiyor.

    Allahtan arıların iğnesi var. İğnesi olmasa kökten alıp kötürecekler.

   Nerede o eskiden kapıların dahi kilitlenmediği dönemlerdeki insanlık, nerede o Allah korkusu...


     Bu arımdan bahsetmek istiyorum. Bu arım on çıtadan altı çıtaya düşmüş ve anayı kestiğinde de üç çıta arısı kalmıştı. Bende bu üç çıta arıyı Hasan kardeşime verdim. Zayıf bir kolonisiyle birleştirsin diye. O da saolsun iki çıtalık bir oğul yakalamıştı, o oğul arıyla birleştirip bana hediye etti. Beş çıtalık arıyı bir çıtasını alarak 4 çıtaya düşürdük ve şuan dört çıta arı var.

     Bakalım bu arımı ve köyde bulunan arımı kışlatırsam bu benin ilk kışlatma deneyimim olacak. Bir çok şeyi teoriden pratiğe dönüştürmek için iyi bir fırsat.

     Ben arıcılığa iki kovanla başladım. İlk aldığım iki kovanı bölerek üç arı yaptım. Bu üç kovan arıyı muğlaya gönderdim ve ilk balımı aldım. Yazın geldiğinde bu üç kovan arımı beş yaptım. Tabi bir çok şey sizin istediğiniz gibi gitmiyor. Daha fazlada bölebilirdim fakat bölmedim.

    Bu noktada şunun altını çizmek istiyorum. Arı bölmek çoğaltmak mesele değil mesele verimlilikte ve en önemlisi bakabilmekte. Yeni arıcılığa başlayan ve hiç bir deneyimi olmayan arkadaşlara tavsiyem üç ya da beş kovanla başlasınlar ki bu az sayıda koloniyle bir çok şeyi deneyerek öğrenebilirler. Dikkat ederseniz deneyimli olmayan dedim çünki, bir çok kişi arıcılık konusunda yeteri kadar bilgiye sahip ve bir çok şeyide kolayca öğrenebilmekte. Asıl önemli olan uygulamada başarıyı yakalayabilmek. Bu başarıda sürekli uygulama içersinde olmakla mümkün.

1 Kasım 2010 Pazartesi

GÜNEŞİ GÖRÜNCE

     Dün, yazdan kalma bir gündü. Arılar uzun süredir havalar soğuk diye dışarı çıkamamışlardı. Güneşin uygun sıcaklığı sağlamasıyla arılar coştu.

     Dün gene köyde ufak defek işlerle uğraştık. Bu arada arılarada bi bakayım dedim. Arıların durumu gayet iyi. Çok az bir bölgede yavru faaliyeti var ve her yer açık bal dolu. Tabi burada dikkat edilmesi gereken nokta sırlı balın çok olması. Balın sırlanması demek olgunlaşması demektir. Dolayısıyla arıların kışın stoklayacakları balın sırlı olması şart.


    Önümüzdeki bir haftanın pastırma yazı olarak nitelendirilen güneşli günlerin etkisi altında olacağı söyleniyor. İnşallah gene fırsat bulur arılarla ilgilenebiliriz. Kış stoklarını sağlam yaparsak eğer, kışın bir sorun çıkacağını sanmıyorum.


27 Ekim 2010 Çarşamba

ARICILIKTA SON NOKTA

     Arıcılık hakkında herkes bir şeyler söylüyor. Söylenen sözlerin sonu yok. Herkes kendince haklı. Bazıları kendi sözlerinde çelişkiye düşüyor. Kimisi başarılarınından bahsediyor, kimisi herşeyi olduğu gibi anlatıyor, bir diğeri ticari kaygılar güdüyor, bir diğeri başkasını kıskanıp çamur at izi kalsın diyor. Bu konuşmaların sonu yok. Bunca söylenen sözlerde bazı ortak noktalar var. Bu ortak noktalar şunlar.

1- Güçlü koloni
2- Başarılı bir koloni yönetimi

    Herkes bunda hemfikir. Artık bu ortak noktaya nasıl varılır bu ortak noktalar nasıl oluşturulur burası çeşitlilik gösteriyor. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.

    Güçlü koloniye ulaşmanın yolu, çok yumurtlayan, oğula meyletmeyen, kaliteli ana arıyla kaliteli ırkla olur.

    Araba yeni bir icat değil, her geçen gün yeni modelleri daha lüksleri çıkıyor. İllaki ben kendim daha güzelini üreteceğim, benim arazime daha uygun bir yapısı olacak diye kimse evinin bodrumunda bir atölye açmıyor dimi? Çiftçi 'mehmet amca' ben daha verimli bir inek üreteceğim diye yerli ineğini üzerinde bir sürü denemelere girmiyor dimi. Gidiyor arı bir ırka mensup sütcül ya da etcil bir inek alıyor keyfine bakıyor. Avrupa bu noktaları çoktan aşmış. Adamlar boyunca katla çalışıyor, çatır çatır balını alıyor.

     Başarılı koloni yönetimi ise tek cümle ile söylüyorum. RAHAT ÇALIŞILAN ARIYLA olur. 

    Asronot gibi giyinerek, görüş mesafesini kapatarak, ellerde kalın eldivenlerle çalışarak, özel harekat timi gibi sağdan, soldan, bulduğu deliklerden içeri girerek saldıran arılarla; arıcılığa yeni başlamış bir kişi nasıl olurda doğru bir koloni yönetimini öğrenebilir. İyi koloni yöntemi öğrenmek için illaki yıllaırın mı geçmesi gerek, onlarca arı mı söndürmek gerek.

    Türk arıcılığı nasıl daha iyi yerlere varacak onun yolunu bulmamız lazım, ortak payda da buluşup, at gözlüğü takmamak gerek.


     Ben bundan çok uzun yıllar önce arıcılığa başlamak istemiş bir arıcı abinin yanına gitmiştim. Adam bana  o zamanın parsıyla bir milyar getireceksin körükçülükle başlayacaksın demişti. Bana bir milyara üç arı satacak hem ayak işlerini göstertecek buna karşılık arıcılığı öğretecek. Artık nekadar öğretecekse... Herşeyin bir bedeli olacak tabi çıraklıktan kaçığım için değil. Burada altını çizmek istediğim konu neden işi yokuşa sürüyoruz. İşin kolayı varken işi sevdirmek varken neden işten yıldırmak korkutmak nefret ettirmek.

    Bende dahil hiç birimiz maskesiz küçük çocuğumuz arının yanına sokturmayız.Ama avrupada adamlar arıları sevdirmek için neler yapıyorlar. İşte arıyı sevdirecek arılar ve arıcılık.

    Burada arıcılığa üç kovan arıyla başladığımda bir arıcıyla tanıştım. Arıcılıktan öyle bir bahsetti ki vazgeçecektim. Konuşmasının devamında köylerindeki başka bir arıcının arılarının sönüp batmasından dolayı nasıl memnun olduğunu nasıl sevindiğini güle güle anlatınca nasıl biri olduğunu anladım.

    Bu ülkeye artı değer katacak her hareket, her davranış, her çalışma, her başarı beni memnun eder. Biz başkasını kendi nefsine tercih eden bir ecdadın torunlarıyız. Bir birimizi hasetleyerek, bir birmizin şevkini kırarak, bir yerlere varamayız. Diğer ülkeler dağları aşar bizler düz yolda şaşarız. Oyüzden vakit kaybetme lüksümüz yok. Birlik olup bu işin bir yerlerinden de biz tutmalı üzerimize düşeni yerine getirmeliyiz.

26 Ekim 2010 Salı

ARI KOVANIM VE ÇEVRESİNDEKİ ÇİÇEK RESİMLERİ

Arılarımın bulunduğu bahçe ve etrafında bulunan bazı çiçeklerden kareler sunmak istedim. Sarı renkli bu güzel çiçeğe zambak diyorlar ama, ben bu çiçeğin başka bir adı olduğu kanatindeyim. Gece kapanıp gündüz açılıyor. Arıların konduğunu hiç görmedim.
Bu güzel çiçekte ebegömeci çiçeği.
 
Patates çiçeği ve harika görüntüsü
 
Köyde bulunan arımı koymuş olduğum bahçenin panaromik görüntüsü

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...