Ads 468x60px

Featured Posts

  • Neden Karniyol?

    Hiç bir üstün özelliğini saymadan ve polemiğe de girmeden sadece şunu söylüyorum... "ENDAMI YETER..."

  • Karniyol ve Türk Arıcılığı

    Tüm arıcılar olarak istisnasız hepimiz kardeşiz, hepimiz biriz, hepimiz aynı gemideyiz. Bu geminin kat edeceği yol hepimizin kürekleri asılmasıyla mümkün olacaktır; O kürekleri birbirimize göstererek değil...

  • Sanal Alemde Arıcılık

    Alem sanal olabilir ama; dostlukları, bilgi, birikim ve de paylaşımları, hayat kadar gerçek… Bu alemde tanıştığım tüm dostlarıma ve arı sevdalılarına selam ve saygılarımı sunuyorum. ...

  • Rabbimin Lütfu Sonsuz

    Ben bu arıcıların birbirleri arasındaki dayanışma yardımlaşmalarına hayranım. Belki birçok meslekte bu dostluk bu dayanışma yok. Allah tüm arıcı dostlarımdan arkadaşlarımdan razı olsun. ...

Oğul Arı Nasıl Alınr?









Bu sene değişik planlarım ve hedeflerim var. Bunları gerçekleştirdikçe de buradan paylaşmayı, istişare etmeyi düşünüyorum.
Zaman gerçekten önemli. Yazılacak o kadar çok şey var ki, fırsat bulup da yazamıyorum.

Üzerim de müthiş bir iş yükü var ve tüm işler bir birine girmiş durumda. Bazı yüklerden ve sorumluluklardan kurtulup; sevdiğim hobime, arıcılığa biraz daha fazla zaman ayırmak istiyorum.
"Ne kadar az insan; o kadar çok huzur ...."

İkamet ettiğim sitenin hemen yanın da bulunan tarlada bir oğul bulmuş site personeli arkadaş. Bu bulduğu ikinci oğul. İlk bulduğunu almaya akşam üstü gittim. Oğul gitmişti. Bunu haber verir vermez hemen aldık. İş çıkışına doğru bir telefon " Abi aynı yerin hemen arkasında bir oğul daha var koş gel." işten çıkar çıkmaz onu da aldık. İkişer çıtalı iki tane oğulumuz oldu. Bu oğulların nereden geldiğini daha önce keşfetmiştim. Bu oğulun az ilerisinde kuru bir kavak kütüğü var onun içinden çıkıyor bu oğullar. Kavak kütüğünün içinde de muhtemelen hatırı sayılır bir bal olduğunu düşünüyorum. Orada bulunan arı ve balı da alacaktık ama, yeri belli ettiğimiz için çok gelen giden olmuş o kütüğün olduğu yere bir gece baltalarla arının kütüğü kesip arının balını almışlar. Sabah geldik, arılar duruyordu salkım şeklinde. Bize de arısı nasip oldu. Şuan ikişer çıtalı üç oğul arımı işyerinin bahçesine koydum. Allah bereket versin.

Dalda bulunan oğulu  almak basittir. Eğer arı yerde ise yada çalıların içinde ise yavrulu bir petek yada ballı polenli petekle konularak arıların sarması beklenir ve oğul alınır. Oğul almada ana prensip Kraliçenin yani anaarının oğulu alacağımız kovanın içine girmesidir. Anaarı kovanımıza girdikten sonra diğer arılar da kolayca girecektir.






Kütük içinden oğul almak biraz daha meşakkatli. Yukarı da ki video ilk kütükten oğul alma tecrübem. İkincisini çekmek kısmet olmadı. Ama kütükten oğul alırken dikkat edilecek noktalardan birisi pencere açmak. Yani, içeride ki boşluktan petekleri ve arıları alacak genişlikte bir pencere yavaşça arılara zarar vermeden açmak yeterli olacaktır, arıyı ve balı almak için.

Nasip olursa kaya oyuğunda iki üç yıldır bulunduğu söylenen bir arı var, onu da almaya gideceğiz. Kayalık bir yerden oğul alımıyla alakalı olarak da o videoyu sizlerle paylaşmak istiyorum inşallah.

Allah cümlemizin yar ve yardımcısı olsun. Tüm şer ve şerlilerden korusun. Kafire, fasığa, hasetçiye, iftiracılara fırsat vermesin.

selma ve dua ile...

"İnternet arıcısı" ve "Asortik arıcı"

Önce selam
Sonra kelam



Selamün aleyküm sevgili dostlar...


Uzun zamandır, arılarla uğraşıyoruz hedeflerimiz planlarımız var.


Çalışan birinin, mesai saatine göre işi olan birinin; arılarla ilgilenmesi inanılmaz zor, inanılmaz meşakkatli bir iş. Bu arada değerli abim;  Ali TÜRK ü ne kadar takdir etsem azdır. Bu işin üstesinden nasıl geliyor inanılır gibi değil. Hem çalışacaksın, hem de arıcılık yapacaksın, hem de sanal alemde bunları paylaşacaksın. İstikrarlı olmak ta ayrı bir başarı.




Ben arıcılığa müthiş bir hevesle başladım ve sürekli araştırdım okudum sordum soruşturdum. Bu arayışlarım neticesinde sanal alemde bir birinden değerli dostlar edindim. Hamdolsun...


Bu ortamda edindiğim bilgi birikimimi; benim gibi hevesli olan yeni başlayan, başlamak isteyen ve usta arıcılarla her zaman, her yerde paylaştım. Bildiklerimi öğrendiklerimi uygulamaya ve arıcı arkadaşları da uyarmaya çalıştım. Bir çok kişinin arıcılığa başlamasına vesile oldum. Kendim sıkıntısını çektiğim için onların neler hissettiklerini ve nasıl çaresiz kaldıklarını bildiğim için, elimden geldiği kadarıyla yeni başlayan arkadaşlara yardımcı olmaya çalıştım. Geldiğim noktada arıcılığı daha da ileriye taşıyanlar olduğu gibi bırakanlarda oldu.


Bu iş karşıdan göründüğü gibi kolay bir iş değil. Bilgi birikim yetmiyor. Uygulama gerek. Sahaya inmek gerek.


Dünyanın arıcılıkta geldiği son noktaya bakıyorum, birde bizim arıcılığımıza bakıyorum, inanılmaz bir fark olduğunu görüyor ve üzülüyorum. Nasıl çığır açılır? Nasıl bir adım öteye taşırız? Ülkemiz arıcılığını?


Nasıl mı?


İlk önce kafalarımızı değiştirmeliyiz. Bakış açımızı, insanlara karşı önyargımızı değiştirmeliyiz.
Doğru kimden gelirse gelsin kabul etmeli, sırf adına gıcık olduğumuz ya da sevmediğimiz için birini karalamamalıyız. Atomu parçalamaktan zormuş önyargıları parçalamak. Öyle önyargılı öyle alaycı bir toplum olmuşuz ki, insanlarla iki çift kelam etmek istemiyor insanlardan kaçasım geliyor artık.


Toparlayayım.


"İnternet arıcısı" ve "Asortik arıcı" bu iki cümlede arıcı dostum diye tabir ettiğim insanlardan bana karşı sarf edilmiş bir çift söz. Bu sözlere öyle içerledim, öyle kızdım, öyle kanıma dokundu ki bu sözler anlatamam. Bu sözleri ilk yüzüme karşı sarf ettiklerinde anlam vermedim, bir iltifat gibi algılamıştım. Ama daha sonra baktığımda durup düşündüğümde bu cümleleri sarf ederken aslında benimle dalga geçtiklerini beni alaya aldıklarını anladım. Ne kadar iğrenç bir şey şu kibir, her şeyi biliyorum havası. Kimsenin kimseyi hakir küçük görmeye hakkı yoktur olamaz olmamalıdır da.


Sonuç.


Boş verin gitsin... Kim ne hali varsa görsün.... Siz doğru bildiğiniz yolda yürüyün... Yanılırsanız da siz yanılın... Düşerseniz de kendiniz düşün... Kimse sizden yardım istemedikçe de yardım etmeye kalkmayın... Sizden yardım istediklerinde de biraz düşünün...



Uzunnn Zaman Oldu...



Arıcılık... tarifi olmayan bir hastalık.

Bahar geldi. İnsanın içi kıpır kıpır.

Değişik bir heyecan bu.

Arıcılığı ne kadar tarif etsek de; yaşamadan, bu işe gönül vermeden anlaşılacak bir duygu değildir.


 
 
 
Uzunnn zaman oldu, yazmayalı.
 
Çok yoğun bir dönem geçirdim. Hatalıklar, yeni işler, yeni kişiler bir sürü iş arasında kendi bloğumu açık okuma fırsatım bile olmadı.
 
Bugün aklıma geldi ve baktım ki baya bir yoğun tıklanma var. Sağolsunlar arıcı arkadaşlar yeni bir şeyler yazmasam da ziyaret etmişler.
 
İnşallah Ülkemiz arıcılığına önemli hizmetlerimiz olacak. Kafamda tasarladığım bir kaç projem var. Bunlardan en önemlisi şu varoa sorununu çözmek. Çalışmak bizden muvaffakiyet Allahtan.
 
Fırsat buldukça uygulamalarımı, deneyimlerimi, görüş ve önerilerimi paylaşacağım
 
Selam ve dua ile...

 


Arıcılık Fuarı

ALLAHIN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN SEVGİLİ DOSTLAR
 
ARICILIK FUARI İÇİN İSTANBUL YOLLARINA DÜŞTÜM.
ÇEKTİĞİM RESİMLERİ SIRASIYLA ATIYORUM SANIRIM RESİMLER NELER YAPTIĞIMI ANLATIR.
 
İSTANBULDA BENİ KARŞILAYAN AĞIRLAYAN VE BİRLİKTE İSTANBULUN ALTINI ÜSTÜNE GETİRDİĞİMİZ DEĞERLİ DOSTUM MEHMET KARAKUŞ'A DEĞERLİ AİLESİNE SONSUZ ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM.
 
FUARDA BULUŞTUĞUMUZ ALİ TÜRK ABİM VE SANAL ALEMDE BİRBİRİMİZLE DOST OLDUĞUMUZ İLK DEFA BİRE BİR TANIŞTIĞIMIZ TÜM DEĞERLİ ARICI DOSTLARIMA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.
 
İNŞALLAH ŞUBAT AYINDA DA BULUŞMAK DUASIYLA
HEPİNİZİ ALLAH A EMANET EDİYORUM.
 
SELAM VE DUA İLE...
 
 































































Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...