Ads 468x60px

6 Nisan 2011 Çarşamba

TURUNCU KOVANLARLA YENİ SEZONA HAZIRLIK.


Sönen arılarıma ait kovanları temizledim ve turuncuya boyadım. İçlerini fürmüzle bi güzel yaktım. Şuanda dayıoğlunun satın aldığı arıların Antalyadan gelmesini beklemekteyiz.

Arılarımın söndüğünü duyan birçok arıcı arkadaş damızlık koloni vermeyi, baharda bölme yapmayı, kimiside oğul yakalarsa vermeyi vadettiler hepsinden Allah razı olsun, ama ben kabul etmedim. Çünki 4 kolonimin sönmesininde benim hiç bir etkim ya da müdahalem olmadı. Üç tanesi, gönderdiğim Marmariste söndü. Bir tanesi işyerimdeydi hırsızlar tarafından talan edildi. Sönen diğer kolonim benim gözetimimdeydi. Ona da müdehale edecektim ancak iki günlük bir soğuk ve kar yağışı oldu. Malesef mevcudu az olduğu için soğuk sebep oldu onuda kaybettim. Ve "bu kayıplarda bir hayır var Rabbim bu yıl bu işi yapmamı istemiyor heralde" deyip teklifleri geri çevirmiştim. Taki dayıoğlu; "iki kovan arı aldım bunlara sen bakacaksın." demesine kadar. Nasipte gene arılarla haşırneşir olmak varmış...

(Bu arada geçmiş olsun dileklerinde bulunan üzüntümü paylaşıp bunu dile getiren ya da getiremeyen tüm dostlarıma sonsuz şükranlarımı sunuyorum. )

Bu kayıplarda en büyük sebebin kek olduğu kanatindeyim. Şöyleki keki yiyen arı susuyor, su içmek için dışarı çıkıyor ani hava değişimlerinin etkisiylede malesef arı felç oluyor, gitti yerde kalıyor. Uzmanların ortak görüşü şu; 'arı soğuktan değil açlıktan ölür.'
Bu noktada, arının tüketip ısıya çevireceği en uygun gıda baldır. Eğer arıya kışın yetecek kadar bal stoklattırabilirsek arı o bal ile kendi ihtiyacını görecek, keke falan gerek kalmıyacaktır. Ben kekin bu olumsuz yönünü biliyordum ama, o kadar şurp vermeme rağmen, arının bal stoğunuda iyi tutmama rağmen, gaza gelip kekte verdim. Zaten Marmaristekilerede orada bakan arkadaşlar vermişlerdi.

Sonuç olarak ölümlerde en büyük faktör kek ve ani değişen hava şartlarıdır  diye düşünüyorum. Bundan sonra bu gibi durumlar için tedbirimi alacağım.


Turuncu renk çok hoşuma gitti. Nasip olursa yeni yaptıracaklarımı da farklı bir renge boyamak istiyorum. Arı kovanlarımın renklerini gökkuşağının renklerinden, canlı tonlardan seçmek istiyorum. Renklerin insanlar üzerinde olumlu-olumsuz etkileri biliniyor. Belki bu güzel canlı renkler arılar üzerinde de olumlu etkiler yapar, iyi bal yapıp oğula meyletmezler :)))


Arıkovanları illaki beyaz ya da mavi mi olmak zorunda? Bizim buralarda genelde bu iki renk hakim. Arkadaşlar bundan önceki sarı rengi görünce yadırgamışlardı şimdi bun turuncuyu görünce ne diyecekler kimbilir...


Burası dayımın elmalığı. Nasip olursa gelen arıları buraya koymayı düşünüyoruz. Bu arkadaki evler de köyümüzün evleleri. Köyümüz sırtını dağa yaslamış ayaklarınıda ovaya uzatmış bir köy...

Uygun bir yeden bakıldığında Akşehir gölünüde görmem mümkün...

Akşehir kirazını da mehşur yapıp, İngiliz kraliyet sarayına girmesine sebep olan da bu güzel göl. Sıfıra sıfır kuruyan ama şu sıralar yeniden su tutmaya başlayan gölümüz eski günlerine geri döner İnşallah...



Sesiyle ortalığı inleten bir bombus arısı ballıbabalar da öyle iştahlı geziniyordu ki, hemen kaydettim. Sizlerlede payşalmak istedim.


***

RABBİM CÜMLEMİZ HAKKINDA HAYIRLISINI VERSİN. EMEKLERİMİZİ ZAYİ ETMESİN.

SELAM VE DUA İLE...

4 Nisan 2011 Pazartesi

ARICILIK, DÜRÜSTLÜK, HAYAT, HER ŞEYE DAİR...


Arıcılık bir sevda...
Bunu en iyi, bu sevdayı çekenler bilir...

Sen bırakmak istersin. Kolonilerin söner. Boş kovanlara bakar, peteklere kafasını sokmuş ve ölmüş arıların acısını hisseder; ve bu iş bitti dersin... Ama bir oğul gelir konar bahçendeki ağaca.... Ya da bir arkadaşın bir kovan arı verir... Bir arıcı akkadaşın bölme yapar... Ya da bir yakının gelir iki kovan satın alır al bunlara bak der...



Bu yıl arıcılığa ara verecektim. Çünkü beş kovan arımın beşide sönmüştü... Ama gene arılarla uğraşmak nasibimizde varmış.


 
Arılarımın söndüğünden habersiz olan, Dayımın oğlu iki kovan arı almış. "Al bunları oğlun gibi ever kızın gibi gelin et. Ne yaparsan yap ortak olsun dedi." Ya ben bu sene bıraktım bu iş desemde, ben sana güvendim ben analamam bu işten, bakacaksın dedi. Ve Rabbim bize başka bir yeden arı nasip etti.

Kalbin temiz olacak ve 'herşeyde bir hayır  vardır' diyeceksin.
ALLAH VAR HÜZÜN YOK...

Hayat böyledir işte...

"Hayat yediğimiz kazıkların bileşkesi..."

Bir insan beni Rabbimin izniyle bir kere aldatır. Allahın izniyle ikinci kez aldatamaz... Argo tabirle kazıklayamaz. Ama her insann gibi bende kazıklanmaktayım. Ve tabi kazıklanacağızda. İnsanlara güvenmek herkesi kendin gibi bilmek gibi bir zafiyetimiz var...

Hepinizin başına gelmiştir. Dostlarınızla yer içer yüzlerce lira harcarsınız ama o harcadığınız o para sizi koymaz üzülmez aramazsınız. Çünki, dostlarla maddi ve manevi birşeyler paylaşmanın hazzını duyar dostlara ikramda bulunmanın verdiği sevabın hafifletici esintisini yaşarsınız. Ancak öyle insanlar vardır ki sizden yoldukları bir lirayı kar beller sizi enayi yerine koyarak bir bardak çay içtiğini kar beller. Açıkcası enayi yerine konmak insana kor... Birlikte yiyip içelim 100 liram gittsin üzülmem... Ama beni enayi yerine koyupta bir liramı alma o birliraya üzülürüm. Aslında üzüldüğüm nokta enayi yerine konulmamdır. Ve malesef böyle insanlar çevremiz de sürüsüyle... Bu tür insanların kaçırdığı bir nokta da var. Sizi enayi yerine koyarken sizi uyuttuğunu sizin bu dalavereyi fark etmediğinizi zannetmeleridir.

Ancak

ALDATAN, KENDİSİ ALDANIR...

Ey hayat, senden geldik gidiyoruz... Peki nereye gidiyoruz... Yalanla, hileyle, üçkağıtcılıkla, senden bir şey kazanacaksam kazanmayayım. Dürüstlük yeter bana, helal lokma yeter bana az ama öz dostlarım olsun, düşmanım varsa namert değil mert olsun. Dostun namertinden bile hayır gelmez...

Hepimiz bir gün o ilahi mahkemde yargılanacağız.

Ne mutlu anlı ak... Yüzü pak olanlara....

Ne mutlu kazık atan değilde... Kazık yiyen olanlara....

***

Eskiden yanlış olan yamuk olan parmakla gösterilirmiş... Şimdi dürüst olan iyi olan parmakla gösterilir olmuş...

Tüm değer verdiğim dostlarıma. İyilikten, dürüstlükten, doğruluktan ödün vermeyenlere gelsin, bu güzel türkü...





Türkmen kız - Dön gel bir tanem (çok güzel ses... xetux

17 Mart 2011 Perşembe

ARILAR SÖNDÜ BU İŞ BAŞLAMADAN BİTTİ... KALANLARIN ALLAH YOLUNU AÇIK ETSİN


Bugün acı haberi aldım.


Marmarise gönderdiğim üç kovan arımıdan kalan son iki kovanında söndüğünü öğrendim. Burada ki iki arımdan bir tanesi işyerindeki arımdı; o talan edildi. Köyümüzde buluna arım ise bir avuç kalmış. Takviye verecek arı bulamadım. İnşallah bu son arım kendisini kurtarır. Bu yağan karlardan önce bakmıştım bir avuç arı kalmıştı. Bakmaya korkuyorum. İnşallah köydeki arımda ölmemiştir. Eğer köyde bulunan arımda söndüyse. Üç yıldır uğraştığım arıcılık serüveni nihayete ermiş olacak. Bu iş başlamadan bitecek. Oysa baya bi hayal kurmuş, planlar yapmıştım. Tabi herşeyde vardır bir hayır. Hayatımdaki hadiselerde hep hayır yönünü görmeye çalışırım. Hiç arım kalmasada bu işte bir hayır olduğunu düşünürüm.


Tabi arılarımın sönmesi bu canlılara ve arıcı arkadaşlara olan muhabbetimi sevgimi bitirmeyecek. Arıcılık konusunda epeyce yol katettiğimi düşünüyorum. Çok tecrübelerim oldu. Tüm arılarım sönmeside tecrübe haneme yazılmış bir hadise olacak.


Arıcı o kişidir ki; bir tek arının ölmesine dahi üzülür...( bir kovan değil, bir tek arı...)

Rabbim bu mübarek varlıkları ve bu varlıkları sevenleri korusun, gözetsin, emeklerini zayi etmesin.

10 Mart 2011 Perşembe

ARI MEDENİYETİ


Uzun zamandır aradığım ve nihayet Türkçe olarak yayınlanmış halini bulduğum çok güzel bir belgesel.

Bu soğuk havalarda içinizi ısıtması dileğiyle

9 Mart 2011 Çarşamba

BAHAR MI? HANİ NERDE?

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır...

Mübarek kar yüzünü gösterdi.

"Baharı beklerken şehrimiz kış oldu...
Her zaman elimde biraz kek oldu..."

diye bir şarkı dolandı dilime... :)))

Herşeyde bir hayır vardır.

Bir zamanlar bir ihtiyar amcanın söylediği söz geldi aklıma.
Şöyle diyordu yaşlı amca: " Aya çıkıyoz, göğe çıkıyoz derken iklimleri bozup attılar..."

Bu söze katılıyorum...

Ağaçları keserek, zararlı gazları kullanarak, daha çok doğadan uzaklaşarak, kendimiz dışındaki tüm canlıları yok sayarak; insanoğlu sonunu mu hazırlıyor artık bilemiyorum...

Tüm canlıların bize hizmet ettiği, bizimse onları yok etmeye çalıştığı bir Dünya kurmuşuz. Sonra da diyoruz ki; bu arılar neden kayboluyor, bu kuşlar neden ölüyor, bu balinalar neden sahile vuruyor?... Tüm bu soruların cevabı kendimizde saklı...

Kendi kapımızın önünü süpürmeliyiz...

Hangi alanda çalışıyorsak o alanda en iyisini yapmalı, sürekli kendimizi geliştirmeli, önce kendimize, sevdiklerimize ve ülkemize hizmet etmeliyiz.. Ve göreceğiz ki herşey yerli yerine oturmuş düzelmiş olacak.

***

Arılar bir salkıma gir, bir salkımdan çık, bir yumurta at, bir yumurta atma derken afallayacak. Allah arılarımızın yardımcısı olsun...Tabi bizimde...

Sağlıcakla kalın...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...